Mehmet Caner Demir – 2004-2005 Akademik Yılı Jean Monnet Bursiyeri

Okul / Bölüm: University College Dublin, Avrupa Ekonomisi ve Kamu Politikaları

Çalıştığı Kurum ve Görev: Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Sosyal Politikalar Program Yöneticisi

 

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Bugüne gelene kadar kariyeriniz nasıl şekillendi?

1981 yılında İstanbul’da doğdum. Haydarpaşa Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesini bitirdim. Boğaziçi’nde Sosyoloji ve Uluslararası İlişkiler çift anadal programlarında okurken Türkiye, AB üyeliği yolunda ciddi reformlar yapıyordu. Ben de bu alanın gelecekte öneminin artacağını düşünerek ilgili seçmeli dersler almaya başladım. Üniversitenin Avrupa Çalışmaları Merkezi Öğrenci Forumu’nda görev aldım. Merkezin AB entegrasyonunun etkileri konusundaki bir araştırmasında yarı zamanlı çalıştım. Öğrenciyken çeşitli STK’larda da proje bazlı çalıştım.

2004 – 2005 döneminde Jean Monnet Bursu alarak yaptığım yüksek lisans vesilesi ile önce Hollanda merkezli bir danışmanlık şirketinde Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki iletişim programı kapsamında bilgilendirme uzmanı olarak çalışmaya başladım.

2009 yılından bu yana da Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nda Sosyal Politikalardan Sorumlu Program Yöneticisi olarak çalışıyorum. Avrupa Birliği fonlarının Türkiye’nin ihtiyaçları ve AB üyelik perspektifine dair öncelikleri doğrultusunda projelendirilmesi ve kullanılmasına destek oluyorum. Bu bağlamda Türkiye’deki eğitim, istihdam ve sosyal politikalara dair yapılan reformları yakından takip ediyor, yaşam koşullarının toplumun her kesimi için iyileştirilmesi için projeler geliştiriyorum. İnsana, topluma faydalı olabilecek çalışmalara ve programlara katkı veriyorum.

Jean Monnet Burs Programı ile gittiğiniz üniversite ve çalışma yaptığınız konu hakkında bilgi verir misiniz?

İrlanda, Dublin’de bulunan University College Dublin’de (UCD) Avrupa Ekonomisi ve Kamu Politikaları Programı’nda 2004 – 2005 akademik yılında yüksek lisans yaptım. UCD, İrlanda’nın en köklü iki üniversitesinden biri ve öğrenim gördüğüm programda üniversitedeki Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezi bünyesinde yer almaktaydı.

Program ekonomi odaklı olmasına rağmen hukuk, uluslararası ilişkiler, kamu politikaları ve işletme gibi alanlarda da dersler aldım. Program kapsamında iki hafta İtalya – Floransa’daki European University Institute‘ta, iki hafta da Belçika – Leuven’deki akademik çalışma ziyaretlerine katıldım. Burada hem Avrupa entegrasyonu alanında çalışan araştırmacılarla bir araya geldik, hem de Brüksel’deki kurumlarda politika yapıcı ve uygulayıcılarla görüşmeler yaptık. Avrupa Birliği’nde işlerin nasıl yürüdüğünü görmek açısından eşsiz bir deneyim fırsatı oldu benim için. Yüksek lisans tezimi de o dönemki siyasi gelişmelerden esinlenerek “1999 – 2004 döneminde Türk Dış Politikasının Avrupalılaşması“ üzerine yaptım. Onur derecesi ile de programı tamamladım.

Jean Monnet Burs Programı sayesinde tamamladığınız eğitimin, Avrupa Birliği’ne bakışınıza etkileri nelerdir?

Katıldığım yüksek lisans programı sayesinde Avrupa Birliği’nin işleyişi, politikaları ve dinamikleri hakkında derinlemesine bilgi sahibi oldum. AB politikalarının hem üye hem de komşu ülkeleri nasıl yakından etkilediğini ve ilgilendirdiğini daha iyi anladım. Ayrıca AB’nin vatandaşları için savunduğu temel hak ve özgürlüklerin, hukukun üstünlüğü ilkesinin ne kadar değerli olduğunu anladım. Buradan çıkarımım şu oldu: Türkiye, AB’ye üye olmadığı sürece alınan kararlarda söz sahibi olamayacak ancak o kararlardan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenecek. Dolayısıyla üye ülke olabilmenin faydalarına olan inancım arttı.
Sosyal ve insani açılardan bireylerin AB içerisinde serbest dolaşım imkânına sahip olmalarının, ülkelerin ortak değer ve hakları savunuyor olmasının getirdiği kolaylıkları gözlemledim. İrlanda gibi Avrupa’nın kıyısında olan, Amerika ve İngiltere ile tarihi bağlara sahip bir ülkede bile AB projesinin ve onun getirdiği çıpa etkisinin ne kadar olumlu sonuçları olduğunu gördüm.

Öte yandan birçok ülkeden gelen öğrencilerle tanıştım, aynı sınıfı ve yurt ortamını paylaştım. Ortak insani değerleri taşıdığımız için mutlu hissettiğim zamanlar da oldu, önyargılara dayanan tutumlarla karşılaşıp kendimce bu kadar da olmaz dedirten durumlar da yaşadım. Boğaziçi Üniversitesinde edindiğim farklı fikirleri özgürce tartışma geleneğini orada da devam ettirebildiğimi gördüm. Her bir paylaşımdan veya tartışmadan bir ders çıkartmaya çalıştım.

Jean Monnet bursiyer adaylarına neler tavsiye etmek istersiniz?

Konu seçimini yaparken ileride hangi alanda çalışmak istediğinizi düşünerek ona katkı verebilecek bir konu seçmeye çalışın. Gideceğiniz üniversitenin geleneğini, misyonunu, mezunlarıyla birlikte oluşturduğu ekosistemi seçim aşamasında anlamaya çalışın.

Gideceğiniz ülkenin kültürünü, sosyal yapısını ve yaşam koşullarını önceden araştırın. Orada geçirdiğiniz süre içerisinde yerel kültürü bir zenginlik olarak görüp tanımaya ve yaşamaya çaba gösterin. Kendi kültürünüzü, geleneklerinizi paylaşmaktan, anlatmaktan çekinmeyin. Zira Türk kültürü Avrupa’nın birçok yerinde çok az tanınıyor. Olumsuz ön yargılarla karşılaşırsanız (ki mutlaka karşılaşacaksınız) moralinizi bozmayın, pes etmeyin. Örneğin İrlandalılar sıcakkanlı insanlar ve o dönemde Türkiye’yi pek bilmiyorlardı. Birçok arkadaşımın ilk tanıdığı Türk bendim. Kıta Avrupası’ndan gelen arkadaşlarım ise daha çok o ülkelerde işçi olarak bulunan Türkler üzerinden veya tarih anlatıları üzerinden bir algı oluşturmuşlardı. Bu sadece akademik bir program değil. Eğitim esnasında diğer öğrencilerle ve akademisyenlerle kuracağınız iletişim ağı da ilerisi için faydalı olacaktır. Diğer öğrencilerin ve hocaların olası profilini gitmeden inceleyin. Örneğin benim katıldığım programda sınıfın yarısı İrlandalı, diğer yarısı da AB’ye yeni üye olan 12 ülkedeki bürokrasiden gelen öğrencilerden oluşuyordu. Dolayısıyla hem programın içeriği hem de sınıfın kompozisyonu mesleki bir ağ kurmama da imkân veriyordu. Ancak ben akademik bir kariyer düşünseydim, bu durum pek bir avantaj sağlamazdı.

Gidilecek ülke, şehir ve orada konuşulan dil de kararınızı etkileyecek faktörler olabilir. Üniversitede yurt imkânı var ise oradan konaklamayı tercih edin. Yurtlarda sosyalleşmek her zaman daha kolaydır ve oradaki akademik ve sosyal hayata adaptasyonunuzu kolaylaştırır.
Son olarak her fırsatta gezin, komşu şehir ve ülkelere gidin. Dostluklar kurmaya çalışın. Üniversitede kurulan dostluklar uzun yıllar devam ediyor